Çocuklarda Dil Gelişimi

11 Kasım 2008 | Yazar: admin | Kategori: Bebek ve Çocuk Sağlığı

GeliÅŸimsel açıdan biyolojik, nörolojik, psikososyal, psikoseksüel ve biliÅŸsel geliÅŸim bir arada ve birbirini yakından etkileyerek oluÅŸmaktadır. İlk iki ay bebekler aÄŸlama, geÄŸirme, öksürme ve esneme gibi sesler çıkarırlar. 2-5 aylar arasında hoÅŸnutluk belirten gıgıldama sesleri ve gülümseme dikkati çeker. 4-8 aylık dönemde sesli ve sessiz harfler içeren tek heceler ile agulamalar baÅŸlar. Altıncı aydan sonra “ba-ba-ba” gibi hece yinelemeleri baÅŸlar. İlk sözcükler 8-18 aylar arasında ortalama 12. ayda çıkar. 18 aylık olduÄŸunda bebek bir düzine sözcüğü tek tek söyleyebilir. İkinci yılın sonuna doÄŸru iki sözcüğü biraraya getirebilir ve sözcük daÄŸarcığı 200′e ulaşır. 2,5 yaÅŸ ile birlikte çocuÄŸun sözcükleri 400 civarına ulaşır. Üç yaÅŸ ile birlikte çoÄŸu çocuk oldukça iyi konuÅŸmaya baÅŸlar, her zaman doÄŸru fiil kalıplarını kullanamasa da cümle kurarak konuÅŸabilir, “nerede”, “kim” ile baÅŸlayan sorular ve olumsuz cümleler kurmaya baÅŸlar. 3,5 yaÅŸ ile sözcük sayısı 1000′i aÅŸar. 4,5 yaşındaki çocuk artık düzgün cümlelerle konuÅŸur.

Dil Gelişimini Etkileyen Faktörler

Genetik
Bütün saÄŸlıklı bebekler dil öğrenme yeteneÄŸi ile doÄŸarlar. Bebekler dil geliÅŸimi için doÄŸuÅŸtan donanımlı olup duymaya karşı son derece duyarlıdırlar. Bebekler doÄŸumdan sonraki birkaç gün içinde, tüm sesler arasından insan sesini hatta annelerinin sesini ayırt edebilirler. Ses farklılıklarına duyarlı olup, hece grupları arasındaki farkları, “b” ve “p”, “d” ve “t” ses farklarını anlayabilirler. Bebeklerin dili anlamaya ve üretmeye baÅŸlamadan çok önce dil için genetik yönden hazır oldukları kabul edilebilir.

Fizyoloji
Konuşma, insan bedenindeki ses organları aracılığıyla seslerin oluşturulup çıkarılması olup larinks ve ses telleri aracılığı ile gerçekleşen fonasyon ve ağız yapıları (dil, damak,dudak ve dişler) ile sağlanan artikülasyon olmak üzere iki temel bileşeni vardır. Bu tür fizyolojik koşulların uygun olması dil gelişimi yönünden önemlidir.

Algısal, Bilişsel ve Nörolojik Gelişim
İşitme algısının normal olması sağlıklı dil gelişimi yönünden önemlidir. Duyma kusuru olan bebeklerin 4-8 aylar arasında yapılan ses oyunları döneminde normallerden ayrıldığı, daha az sessiz harf kullandıkları ve 4-18 aylar içinde ses üretimindeki yaratıcılığın giderek azaldığı dikkati, ses oyunlarından işitsel geri alım olmadığı için bebeğin dil gelişiminin aksamaktadır.

Görsel algılama dil gelişimi için belirleyici olmakta, ciddi görme kaybı olan çocukların dil gelişimleri, görmesi normal olanlara göre daha geç başlamaktadır.

İki yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekasının ilişkisi olmamasına karşın, iki yaşından sonra dil gelişimi ile zeka arasında sıkı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Erken konuşan çocukların zeka düzeylerinin genellikle normal ya da normalin üstünde olduğu ve dilin zekaya bağlı olarak geliştiği görüşü kabul edilmektedir.

Fiziksel ve Ruhsal Durum
Zihinsel gerilik, sağırlık, serebral palsi, idiopatik parmak ucunda yürüme, yaygın gelişimsel bozukluklar ve otizmde dil gelişimi ve konuşma etkilenmektedir. Ağır ve uzun hastalıklar, çocuğun konuşmasını bir ya da iki yıl erteleyebilir. Hastalık nedeniyle başkaları ile iletişimin sınırlanması, konuşmaya daha az yüreklendirilmesi konuşmada gecikmeye yol açabilir.

Anne-Bebek Etkileşimi ve Sosyal Çevre
Dil kazanımı temelde aynı sırayı izlese de, bu gelişimin hızı sosyal çevreden etkilenmektedir. Erişkinlerin bebekle erken dönemden başlayarak kurdukları sözel iletişim bebeğin anadilini öğrenmesinin temelini oluşturur. Çevre ve özellikle anne tarafından çocuğa sunulan sözel uyaran zenginliğinin dil gelişimini olumlu etkilemektedir. Bakımevlerinde büyüyen çocuklar aile içinde büyüyen çocuklara oranla daha çok ağlarlar fakat daha az hecelerler. Bunların konuşmayı daha geç öğrenmeleri göstermiştir ki, sıkı kişisel ilişkiler dil gelişiminde önemli bir etkendir. Aile bireyleri özellikle anne ile çocuk arasındaki sağlıklı ilişkiler dil gelişimini olumlu etkiler. Bu konuda ailenin genişliği de önemlidir. Ailede tek olan çocuk daha çabuk ve düzgün konuşur çünkü ailenin tek ilgi merkezidir.

Annenin bebekle olan etkileşimi ile bebeğin konuşma öncesi iletişim becerisi birbiri ile ilişkilidir. Bebek ile konuşmanın ise yalnız bebeğin daha sonraki dil öğrenimi için değil, çevre-bebek etkileşimi yönünden de son derece önemidir. Bebeğin erken dönemde kendisi ile etkileşime girenleri ve çevreyi izleme ve dinleme becerileri sözel etkileşimin temelini oluşturur.

Erken bebeklik döneminde bebek-anne arasındaki duygusal iletişim öncelikle yüzyüze bakma, vücut duruşu, dokunma ve ses çıkarma ile olur. Bebek büyüdükçe daha karmaşık ve üstün sistemler geliştirse de yüzyüze etkileşim ve karşılıklı bakış, duygulanımın paylaşılması ve etkileşimin düzenlenmesinde çekirdek rolü oynar. Eğer bir bebek ya da küçük çocuk bakışlarını bir nesne ile kişi arasında kaydırarak değiştiriyorsa onunla bu deneyimini paylaşma istediğinin bir belirtisi olarak yorumlanabilir.Annenin bebeğe verdiği tüm bu uyaranlar bebeğin dil gelişimi ile uyumludur.

8-12 aylık bebek rutin çerçevedeki birkaç sözcüğü anlar ancak annenin baktığı nesnelere bakması, dikkat çekilen nesneyle hareketlenmesi, yapılan eylemleri taklit etmesi çok daha fazla ÅŸeyi anlıyor izlenimi verebilir. ÖrneÄŸin; anne, “ÅŸu güzel topa bak” dediÄŸinde bebek annenin bakış yönünü yakalayarak topa bakar. BebeÄŸin topa doÄŸru hareket ettiÄŸi sırada anne “haydi topu tut” derse sanki bebek bu yönergeye uymuÅŸ gibi görünür ve pozitif pekiÅŸtireç alır. Bu davranışlar aynı zamanda anne-bebek etkileÅŸiminin güçlenmesine, etkileÅŸimde bebeÄŸin baÅŸarı ile yer almasına olanak saÄŸlar. Böylece bebek de gerçek dili anlamaya daha da yakınlaşır.

Çocuğa bakım verenin sürekliliği ve aynılığının yanıt dilinin gelişiminde önemlidir. Bebeğin genel durumunun huzursuz olması, ağlama süre ve şiddetini artırmakta ve anne-bebek uyumunu olumsuz etkilemektedir. Annenin bebeği kucaklaması anne karnındaki ortama benzer bir ortam yaratması yoluyla bebeğin ağlama ve huzursuzluğunu azaltır. Bebeğin uyarılarına annenin yanıtlılığının bebekteki güven duygusunu destekleyerek iletişimin gelişimine olumlu katkıda bulunur.

Cinsiyet
Oyuncak aracılığı ile kurulan iletişimde cinsiyet farkı saptanmazken annelerin yalnızca konuşarak kurdukları iletişime kızların yanıtlarının daha fazla olduğu ayrıca kız bebeklerin sözel uyaranlara, erkeklerin ise görsel uyaranlara daha fazla tepki verdikleri dikkati çekmiştir. Ayrıca annelerin kız çocukları ile daha çok konuşarak erkek çocukları ile ise dokunarak iletişim kurdukları görülmüştür.

Aile Yapısı ve İki Dillilik
Aile içindeki birey sayısı arttıkça çocukların konuşma konusunda daha yavaş olurlar, bunun nedeninin ise kalabalık aile ortamında erişkinlerin bebekle konuşmaya daha az zaman ayırabilmeleri olabileceği ileri sürülmüştür. İki ayrı dilin konuşulduğu ortamlarda yaşayan ya da iki dil öğrenmek zorunda kalan çocuklar başlangıçta tek dili öğrenen çocuğa göre daha yavaş bir gelişim gösterirler. Küçük çocukların yabancı dilin ses ve duyuş özelliklerine karşı çok keskin bir kulakları olduğu, daha ileri yaşlarda ise çocukların ve büyüklerin dil öğrenirken daha çok dilbilgisi, kavram ve anlam üstünde durdukları ve bu nedenle ikinci bir dilin öğrenilmesinde küçük çocukların daha üstün bir durumda oldukları ileri sürülmektedir.

Sonuç olarak tüm bebekler dili öğrenmeye öncelikle kullanılan dildeki sesleri öğrenmekle başlarlar. Seslerden hecelere, cümlelere ve dilin tam olarak anlaşılmasına dek süren süreç içinde sıra değişmezken, gelişimin hızı tüm bu etmenlerden etkilenmektedir

İlgili Başlıklar

Tags: , , , , , , ,

Yorum Yapın